31 Temmuz 2011 Pazar

It's a simple mistake to make, to create love and fall.

While some others see gloom in this particular song I find the very peace and serenity, irrevocable tranquility. There have been moments like this in my life before and "we" overwhelmed them as as well.

I'm quite familiar with you, we handled your predecessors and we can handle you too.

"Despair is for people who know, beyond any doubt, what the future is going to bring.
Nobody is in that position.
So despair is not only a kind of sin, theologically, but also a simple mistake, because nobody actually knows.
In that sense there always IS hope."





Think for yourself you know what you need in this life
See for yourself and feel your soul come alive tonight
Here in the moment we share, trembling between the worlds we stare
Out at starlight enshrined, veiled like diamonds in..

...time can be the answer, take a chance, lose it all
It's a simple mistake to make to create love and to fall
So rise and be your master you don't need to be a slave
Of memory ensnared in a web, in a cage

I have found my way to fly free from the constraints of time
I have soared through the sky seen life far below in mind
Breathed in truth, love, serene, sailed on oceans of belief
Searched and found life inside, we're not just a moment in time...

....can be the answer, take a chance lose it all
It's a simple mistake to make to create love and to fall
So rise and be your master you don't need to be a slave
Of memory ensnared in a web, in a cage

10 Haziran 2011 Cuma

Allah ve Resul'unun tavsiye ettiği gıdalar

Selâm!

Nerden elime geçtiğinden tam emin olamadığım bir dergiyi atmak üzereyken içinde bu bilgilere rastladım. Editör hadislere ne yazık ki kaynak belirtmemiş ama yine de bir kenarda durmasında fayda var, belki ilerde teyit edebileceğimiz bir kaynak elimize geçer.



  •     Acve, cennet meyvesi gibidir. O, zehirlenmeye şifadır. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem (Acve: Medine'de yetişen bir hurma türü)
  •     Rabbin bal arısına vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve yaptıkları kovanlardan evler edin!"  "Sonra bütün meyvelerden ye ve Rabbinin kolay kıldığı yollara koy.» İçlerinden çeşitli renklerde bir içecek çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki, bunda düşünen bir topluluk için büyük bir ibret vardır." - Nahl - 68, 69 
  •     Sizlere şu çörekotunu tavsiye ederim. Zira bunda ölümden başka bir çok hastalık için şifa vardır. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     Ey Ayşe, çorba pişirdiğin zaman kabağını bol koyunuz. Zira kabak üzüntülü kimsenin gönlünü güçlendirir. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     Ayva göğüsteki sıkıntıyı, ağırlığı giderir, kalbi ferahlatıp kuvvetlendirir. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     Yaylada otlayan genç devenin sütü, sindirim bozukluğu olan kimseler için şifadır. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     İnek sütüyle tedavi olunuz. Çünkü ben yüce Allah'ın bunda şifa yarattığı kanaatindeyim. Zira inek her çeşit ottan otlamaktadır. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     Hayvanlarda da sizin için gerçekten bir ibret vardır. Onların karınlarındakilerden size içiriyoruz ve sizin için onlarda hem birçok yararlar vardır, hem de etlerinden yersiniz. - Mü'minun - 21
  •     İneğin sütü şifa, sütünden meydana gelen yağı deva, eti ise derttir. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     Et, dünya ve ahirette yiyeceklerin efendisidir. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     Ebu Cafer (r.a.), "Resulullah - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem, susam yağını burnuna ilaç olarak damlatırdı" demiştir.
  •     Sizlere sinameki ve sennutu (tereyağı, bal ve kimyon) tavsiye ederim. Zira bunlar ölümden başka her derde devadır. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kaseden içirilir. - İnsan - 17
  •     Sirke ne güzel bir katıktır. Allah'ım sirkeyi bereketlendir. Zira sirke benden önceki peygamberlerin de katığı idi. İçinde sirke bununan ev katık sıkıntısı çekmez." - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     Her kim kalbinin rahat çalışmasını isterse incir yemeye devam etsin. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     Zeytinyağı yiyiniz ve onunla yağlanınız. Zira o, mübarek bir ağaçtan meydana gelmektedir. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     Sizlere yaş mantarın suyunu tavsiye ederim. Zira o, ilahi bir kudretle kendilinden biten bir bitkidir. Suyu göz hastalığına şifadır. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  •     Evlerinizi zaman zaman akgünlük, yavşan, kekik ve gelin çiçeği gibi güzel kokulu otlarla tütsülendiriz. - Hz. Muhammed, sallallahü aleyhi vessellem

20 Mayıs 2011 Cuma

Hadis, Güzel Ahlak

"Mizana ilk konulacak amel, güzel ahlak ile cömertliktir."

"Siz insanlara mal ile yardım edemezsiniz. Çünkü buna malınız yetmez. Bu yüzden hiç değilse insanları güler yüz ve güzel ahlakınız ile hoşnut etmeye bakınız."

"Sirke nasıl balı bozarsa kötü ahlak da ameli öyle bozar."

"Kendisinde şu üç meziyet veya bunlardan biri bulunmayan kimsenin ameline değer vermeyiniz:
  • Kendisini isyandan alıkoyacak olan takva ve Allah korkusu.
  • Kötüye karşı susması, hilm, yumşaklık.
  • İnsanlarla birarada geçimini sağlayacak huy."
"Güneş nasıl donmuş olan suyu eritirse, güzel ahlâk da günahları öyle eritir, siler."

"Güzel ahlâk kişinin saadetindendir."

"Bereket, güzel ahlâktır."

"Kul, ibadeti zayıf olduğu halde güzel ahlâkı sayesinde ahiretin yüksek derece ve şerefli konaklarını elde eder."

`Hz. Muhammed`, `sallallahû aleyhi vessellem`

23 Şubat 2011 Çarşamba

Sultan II. Abdulhamid'in Theodore Herzl'e cevabı

Aşağıdaki yazıyı, Theodore Herzl'in günlüklerinden alıntılayan, (Almanca'dan İngilizce'ye çeviren Marvin Lowenthal) Mustafa Armağan'ın 'Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2' adlı kitabından alıntılıyorum.

In the evening Nevlinski returned from Yildiz Kiosk with a long face and bad news.

Her ordered only a half-bottle of champagne -en signe du deuil- and told me in two words: "It's all off! The great lord will not hear of it!"

I took the blow bravely.

"The Sultan told me: If Mr. Herzl is your friend in the same measure as you are mine, then advise him not to go a single step further in the matter. I can not sell even a foot of land, for it does not belong to me but to my people. They have won his Empire and fertilized it with their blood. We will cover it once more with our blood, before we allow it to be torn from us. Two of my regiments from Syria and Palestine allowed themselves to be killed to a man at Plevna. Not one of them yielded; one and all remained, dead, upon the field. The Turkish people own the Turkish Empire, not I. I can dispose of no part of it. The Jews may spare their millions. When my Empire is divided, perhaps they will get Palestine for nothing. But only our corpse can be divided. I will never consent to vivisection."

I was touched and moved by the truly lofty words of the Sultan, although for the time being they put an end to all my hopes. There is a tragic beauty in this fatalism which foresees death and dismemberment, yet this fights to the last breath, if only through passive resistance.

Türkçe'ye mealen şöyle çevirebilirim:

Akşamüstü Nevlinski, Yıldız Köşk'ünden asık bir surat ve kötü haberlerle döndü.

Sadece yarım şişe şampanya sipariş etti ve bana iki cümle söyledi: "Hepsi bu kadar... Büyük hükümdar bu konuyu daha duymak istemiyor.

Bu darbeyi cesurca göğüsledim.

"Sultan bana: Eğer Bay Herzl ile sizinle aramızda olan gibi bir arkadaşlığınız varsa o zaman ona tavsiye edin ki; daha bu mesele üzerine bir adım dahi atmasın. Ben bir karış toprak dahi satamam, çünkü bu topraklar benim değildir, bu millete aittir. Onlar bu imparatorluğu kazandılar ve onu kanları ile suladılar. Biz de, onun bizden koparılmasına müsaade etmemek için bir kez daha kanlarımız ile sulayacağız. Suriye ve Filistin'den alaylarımın ikisi Plevna'da son adama kadar çarpıştılar. Hiç biri teslim olmadı. Tümü bu topraklar üzerinde can verdi. Türk imparatorluğunun sahibi, Türk milletidir, ben değil. Hiç bir parçasından vazgeçemem. Yahudiler milyonlarını saklasınlar. Ülkem bölündüğü zaman, belki Filistin'i bedavaya elde edebilirler. Ama yalnızca bizim cesedimiz parçalanabilir, canlı canlı vücudumuz üzerinde oynanmasına asla müsaade etmeyeceğim."

Sultan'ın bu yüce sözleri bana dokundu ve etkilendim; her ne kadar bu sözler o an için tüm umutlarımı yerle yeksan etse de. Bu kadercilikte trajik bir güzellik vardı ki; sonu ve parçalanmayı önceden gördüğü halde yine de son nefesine kadar çarpışmayı göze alıyordu. Keşke bu direniş pasif bir şekilde olsaydı.